Copyright © 2014 - Tamer Baran - Tüm Hakları Saklıdır.
Bu blogta yer alan yazılar (içerik), 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince eser sahibi olan Tamer Baran'a aittir. Söz konusu içerik eser sahibinin izni olmadan kopyalanamaz,yayınlanamaz...
aykırı karakter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aykırı karakter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2016 Çarşamba

Ölüm Denizi

Modern başyapıt “Chugyeogja / Ölümcül Takip”in yönetmeni Hong-jin Na'dan yine çok beğenilen, hayli ilginç bir başka film (zaten bu ikisi dışında iki de kısa filmi var sadece). Bir önceki çalışmasında iki senaristle birlikte senaryoyu yazan Na, bu kez metni tek başına kaleme almış, haliyle yaklaşımı aynı: “Trajedi karakteri” özelliklerine sahip sıradan bir insanı, boyunu çok aşan kötülüklerle dolu bir dünyanın içine sokuyor, bir bataklığın içinde debelenmesini izliyor/izlettiriyor. 

Anlattığı hikaye yine çok ilginç trüklerle dolu ve yine özellikle Holivud macera ve macera-gerilim filmlerinden ezbere bildiğimiz şablonlara yüz vermiyor. Bu tavrın doğal bir sonucu olarak hikayenin nereye gittiğini anlayamıyor, kendinizi yönetmenin ellerine bırakmak zorunda kalıyorsunuz. Bu özgün öyküleme işçiliği aracılığıyla aslında yine günlük ekmek peşindeki küçük insanı anlatıyor, yine toplumunun eleştirisini yoğun macera ve şiddet sahneleri kullanarak yapıyor.
 

Yönetmen olarak -özellikle atmosfer yaratmak ve oyuncu yönetmekte- o kadar başarılı ki, ne yapsa mutlaka izlenmeli.

11 Ekim 2016 Salı

Savannah

İki usta oyuncunun harika performanslar sergilediği bir tarihi dram 
Tamer Baran
Nehirleri, bataklıkları, deltaları, türlü çeşitli hayvanlarıyla ABD'nin Güney'i büyüleyici bir yer. Tabii ki kültürü, örneğin müziği de çok ilgi çekici... Bu nedenle o bölgede geçen hikayeleri anlatan fimlere kayıtsız kalamıyorum, hele de ırkçılığın daha üst düzeyde yaşandığı o eski dönemleri anlatıyorsa... O filmlerde doğanın huşu duygusu uyandıran güzelliği ve acımasızlığı ile insanın güzelliği ve zalimliği iç içe geçiyor.

“Savannah” da bu filmlerden biri. Ana karakterlerinden biri bir zenci hizmetli olmasına karşın ırkçılığı önemli temalarından biri olarak işlemeyi tercih etmiyor ama aykırı bir dostluk öyküsü ve hoş bir aşk hikayesi anlatıyor. Diğer ana karakter, Ward etkileyici bir kişilik, Oxford mezunu ama ördek avlamakla geçinmeyi ve kazandıklarını batakhanelerde yemeyi tercih ediyor. ABD'nin “paraya tapma” noktasına varacak dönüşümüne kendince baş kaldırıyor.

“Person of Interest / Şüpheli Şahıs” dizisinden ve “I Am David” filminden tanıyabileceğiniz Jim Caviezel ve “12 Years a Slave / 12 Yıllık Esaret” filmiyle Oskar'a aday gösterilen muhteşem Chiwetel Ejiofor yine çok iyi oynuyorlar. Fakat onların çabaları da filmi belli bir seviyenin üzerine çıkaramamış. Maalesef “Savannah” usta bir yönetmen ve senaristin dokunuşundan yoksun, o nedenle de hoş bir seyirlik olmanın ötesine geçemiyor.

Gerçek yaşantıların sunduğu dramatik imkanları ve öykünün dünyanın bugünüyle paralel temalarını daha iyi kavrayıp ustaca anlatabilecek sinemacıların eline geçse “Savannah” bir başyapıt olabilirdi.

23 Eylül 2016 Cuma

Serap

Makedon yönetmen Svetozar Ristovski'nin ilk uzun metrajlı, konulu filmi 10 yaşlarındaki bir çocuğun içinde yaşadığı ağır şartlardan kurtulma mücadelesine odaklanıyor. Savaşın yakıp yıktığı, küçük bir kentte yaşamakta olan Marko, bir yandan öğretmeninin teşviğiyle bir şiir yarışmasına hazırlanırken, alkolik babasından, gıcık ablasından kaçtığı zamanlarda tanıştığı genç bir suçlu ile de arkadaş olur. Hangi yolu izlerse o kentten çıkabileceğine karar vermeye çalışırken hayat da bildiği şekilde akıp gider...

Ölçülü senaryosu ve oyunculukları, dengeli rejisiyle çok beğenilmiş bir film olan “Iluzija”nın tek tartışmalı yönü olumsuz bakış açısı... Yine de Avrupa'nın ortasında neler yaşandığını ve kanlı günlerin ne izler bıraktığını anlamak için izlenmeli...